BASIN BİLDİRİSİ>> GERİ

“ASLA OLAMAZ" Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkının kurduğu Devlet’ten, egemen eşitliğinden, güvenliğinden” asla fedakarlık yapamayacağı; Bunların bugün ve gelecek için mutlaka korunması gereken kırmızı çizgiler olduğu” belirtildi.
Açıklamada, “ Hristofyas’ın kendi Dışişleri Bakanı aracılığı ile bir anlaşma için sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamını ve Türkiye’nin garantisinin ortadan kaldırılmasını şart olarak ileri sürmesinin yine anlaşma istemedikleri anlamına geldiğine” dikkat çekildi.
UBP açıklamasında,“Rumlar’ı bu tahrikkar, Kıbrıs Türkü’nün iradesini, varlığını ve geleceğini hiçe sayan noktaya Talat ve CTP’nin  KKTC’nin tanınmasını istemeyen, Birleşik Kıbrıs uğruna her türlü tavizi vermeye hazır tutumunun  getirdiği” ifade edildi.
Açıklada şunlar kaydedildi:
“  Rum Yönetimi Dışişleri Bakanı Markos Kiprianu, Yunan Haber Ajansı’na verdiği demeçte çok açık ifadelerle, “bir anlaşmadan sonra ortaya çıkacak olan yeni devletin sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamı olmasının kendileri için kırmızı çizgi olduğunu, bakir doğum anlamına gelen partenojenez fikrini tamamen reddettiklerini” vurgulamıştır.
Kiprianu, Türkiye’nin garantörlüğünü öngören bir çözümü Rum Yönetimi’nin kabul edip etmeyeceği sorusuna karşılık ise aynen şunları söylemiştir:‘Üçüncü ülkelerin garantisine ihtiyaç duymak AB üyesi devlet için kabul edilemez ve hakaretamiz olur. Neyi garanti etsinler? Avrupa vatandaşlarının güvenliğini mi? Garantiler konusu mazi oldu.”
Bize göre,  Hristofyas’ın kendi Dışişleri Bakanı aracılığı ile bir anlaşma için sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamını ve Türkiye’nin garantisinin ortadan kaldırılmasını şart olarak ileri sürmesi yine anlaşma istemedikleri anlamına geliyor.
Şu bilinmelidir ki, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkı, kurduğu Devlet’ten, egemen eşitliğinden, güvenliğinden asla fedakarlık yapamaz. Bunlar bizim bugün ve gelecek için mutlaka korunmamız gereken kırmızı çizgilerimizdir.
Türkiye’nin garantörlüğünün devamını istemek Avrupa Birliği’ne hakaret olamaz. Olsa olsa, Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinden vazgeçmesini, egemen eşitliğini bir tarafa iterek sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yama olmasını istemek Kıbrıs Türk halkına hakaret olur.
CTP ve Talat’ın ‘barış meleği’ ilan ettiği Hristofyas ve babası Spiros Kiprianu’dan farkı olmadığı anlaşılan Markos Kiprianu alemin açıkgözü kesildiler. Türkiye henüz Avrupa Birliği üyesi değil; Olup olmayacağı belli değil; Yunanistan ve kendileri AB’nin içinde istedikleri gibi at oynatıyorlar;AB, Kıbrıs Türk halkına dört yıl önce verdiği bizce yeterli olmayan sözleri bile yerine getiremiyor ama Hristofyas ve Kiprianu bizlere Türkiye’nin etkin garantisinden vazgeçmemizi dayatmaya çalışıyor.
Kurucu ortak olan Kıbrıs Türk halkının saldırıya uğraması, Anayasal haklarının elinden alınmaya kalkışılması halinde sözdeKıbrıs Cumhuriyeti’nin Rum halkı tarafından nasıl gasp edildiği ve 45 yıldır nasıl aleyhimize kullanıldığı ortada dururken Hristofyas ve Kiprianu bize geliniz Kıbrıs Cumhuriyeti’ne bazı Anayasal düzenlemelerle yama olunuz diyor.Bu anlayışta olanlarla bir anlaşma sağlanamaz.
Söylenenler bizim,Hristofyas’ın Papadopulos’tan farkı olmadığı, Rum Yönetimi’nin sadece ve sadece bir imaj değişikliğine gittiği yolundaki saptamalarımızı doğrulamaktadır.Ancak, Rumlar’ı bu tahrikkar, Kıbrıs Türkü’nün iradesini, varlığını ve geleceğini hiçe sayan noktaya Talat ve CTP’nin,  KKTC’nin tanınmasını istemeyen, Birleşik Kıbrıs uğruna her türlü tavizi vermeye hazır tutumunun  getirdiğini de unutmamak lazım.
Talat ve CTP büyük bir hata yaparak nasıl bir tavır ortaya koyacağını beklemeden Papadopulos’u karalamış, Hristofyas’ı överek Dünya kamuoyu önünde allayıp, pullamıştır.
Ve hatalar, yanlış söylemler hala devam ediyor.Sayın Talat hala Rumların endişelerini, Annan Planı’nın beğenmedikleri yanlarını görüşmeye hazır olduğunu söylerse, Rum Yönetimi’nin sözde Kıbrıs Cumhuriyeti’ne yama olmamızı , Türkiye’nin etkin ve fiili garantisinden vazgeçmemizi, daha fazla toprak tavizi vermemizi, Karpaz’ı daha fazla Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşını geri Türkiye’ye göndermemizi istemesi gayet doğaldır.
Sayın Talat, hala Cumhuriyet Meclisi’ni, siyasi partilerimizi hiçe sayarak komiteler oluşturuyor, kimseye bilgi vermeden kimsenin görüşlerinden yararlanmadan kafasına estiği gibi davaranıyorsa Rumlar’ın üzerimize , gelmeleri normaldir.
Ama Kıbrıs Türk halkı bu gidişattan memnun değildir.
Halkımız gelişmeleri dikkatle izlemekte ve oynanan oyunları yanıtlayacağı günü beklemektedir. Ulusal Birlik Partisi Kıbrıs Türk halkı ile birlikte, onların her geçen gün çığ gibi büyüyen desteği ile  haklarımızın korunması ve geliştirilmesi için her türlü demokratik mücadeleyi vermekte kararlıdır.

 

 

 

© 2007 UBP